Abdullah Gözaydın

Abdullah Gözaydın

Fatih'in Demokratik Geleceği
fatihten@gmail.com

OSMANLI ARŞİV BELGELERİNİN BULGARİSTAN`A SATILMA OLAYI

16 Aralık 2016 - 00:39


 

Mayıs 1931 tarihi içinde İstanbul Defterdarlığı,”Evrakı metrukeyi tasfiye etme” düşüncesi kapsamında Osmanlı döneminden kalan 1.5 milyon tarih belgesini okkası 3 kuruş 10 paraya kuru ot ve saman fiatına Bulgaristan’a sattı. -Türk Tarihi Arşiv belgelerini satma işini M.Tekfuryan adındaki bir Ermeni şirket sonuçlandırdı. -Türkiye’nin her yerinde (il, ilçe. Köy) Osmanlı’dan kalan arşiv belgeleri yakıldı veya yok edildi, elden çıkarıldı. Yakılanlar arasında Arap harfleri ile yazılmış el yazması Kuran`ı Kerimler bile vardı. -Arşiv belgelerini satma işinin sorumlusu 1920’li yılların başlarından 1946 yılına gelinceye kadar devlet yönetiminin tepesinde bulunan Mustafa Abdülhalik Renda ve arkadaşlarının onayı ile gerçekleştirilmişti. -Ve Abdülhalik Renda, “ünlü bir masondu”. Tarihin gündeminde gerçekleştirilenler “Türk milletinin tarihine ihanet idi” ama bu suçlamayı yakıştırmayı hiç kimse üzerine almadı.-Resmi tarih çelişkilerle dolu acı gerçekleri görmek istemedi. 

 

-Türkiye’de resmi tarihin savunucusu “fırıldak tarihciler" gerçekleri açıklayabilir mi! 

 

Abdülhalik Renda, Osmanlı Arşivini Bulgaristan`a satışına onay veren ünlü mason 

 

Mayıs ayı 1931 tarihi gelende İstanbul’un hali bir başkaydı. Kış aylarından yeni çıkılmış, parklarda lale çiçeklerinin kımızıdan sarıya her türlü rengi boy atıp serpilmişti. Karaköy’dan vapura binenlerin adalara doğru gidişi esnasında martıların süzülerek uçması, boğazın beyaz köpüklü dalgaları arasından yunusların birbiri ardı sıra fırlayarak atlamaları görenleri derin derin düşündürüyordu. Sirkeci sahillerinde ise insanlar bir koşturmaca ve telaş içindeydi. Köprü üzerinde oltalarını haliç’in sularına atarak kısmetlerine avlayacakları balıkların sayısı ile kendilerini avutanların durumu görülmeye değerdi. 

 

 



TARİHİ BELGELERİMİZ BULGARİSTAN'A HURDA DİYE... paylaşan: emrullahbedir

 

Sirkeci tren istasyonunda ise bir başka telaş vardı o günlerde…Cağaloğlu yokuşundan aşağı doğru inerek tren istasyonuz önünde duran kamyonların üzerindeki yüklerdi boşaltmaya çalışan hamalların alınlarındaki terlerden anlaşılıyordu ki çok zahmetli ve ve yorucu bir yük taşıdıkları… O sırada Babıali yokuşunda yürümekte olan genç gazeteci İbrahim Konya’nın gözleri faltaşı gibi açıldı. Az önce Sirkeci’ye doğru giden kamyonların üzerindeki balyalardan kopan kağıt parcaları etrafa saçılmıştı. Altın sarısı kağıtların bir kısmı yerlerde sürünüyordu. Parçalanan ve ezilenler de vrdı. Onca telaş ve koşturmaca arasında sadeve İbranhim Hakkı efendi’nin dikkatini çekmişti kağıtlar….… 4 Haziran günü sabahleyin Son Posta gazetesinin ilk sayfasında yer alan şu haber okuyucuların kaşlarını çatmasına neden oldu: “…Mayısın on ikinci Salı günü Sultanahmetteki Maliye evrak hazinesinin önünde (20–30) kadar araba sıralanmış kapının önüne büyük bir baskül konmuş, bir takım çemberlenmiş kâğıtlar tartılıyor ve hamallarla bu arabalara konuluyor ve Sirkeci istasyonuna taşınıyordu. Bu ameliye esnasında bunlardan birçokları da sokaklara dökülüp saçılıyordu..."Aslında gazetenin yazdıkları bir konuya parmak basmaktı. 

 

Sirkeciye doğru giden kamyonlardan savrularak yere düşen kağıt parçaları Osmanlı Arşiv belgeleri idi. Haberin yayınlanması üzerine Hükümetin haberi olmuş sevkiyat durdurulmuştu. Muallim Cevdet’in zamanın başbakanı İsmat Paşa’ya yazdığı duygusal mektup ve konunun TBMM’de gündeme getirilmesi üzerine Arşiv belgelerinin taşınması ve satılması konusu tartışmalara neden oldu. İnsanları dehşete düşüren çelişkili gelişme ise Arşiv belgeleri M. Halim ve M. Tekfuryan adındaki bir Ermeni’nin sahibi olduğu şirket tarafından satıl alınmış ve Bulgaristan’a satılmıştı. Bu durumda şu soru akla geliyor:-Neden bir Ermeni şirket Arşiv belgelerini alıyor, ve neden Bulgaristan’a satılıyor! Aslında Arşiv belgelerinin satılması olayının aylar önce başlayan gelişmesi yaşanmıştı. İsmet İnönü Hükümeti’nin Maliye Bakanı Abdülhalik Renda’nın emirleri çerçevesinde “Evrakı Metruke’nin Tasfiyesi” (işe yaramaz evrakların/belgelerin elden çıkarılması) düşüncesi kapsamında İstanbul valiliğine bağlı Defterdarlık bünyesinde çalışma gösteren bir komisyon kurularak depolarda ve dolaplarda yer bulunamıyan ve artık “işe yaramaz” olan kağıt parçası evrakları ortadan kaldırmak gerekiyordu. Satış işi için 13 mayıs (1931) tarihinde gazeteleri ilan verilmiş, kısa bir zaman sonra 21 Mayıs (1931) tarihinde de sonuçlandırılmıştı. Satılan evrakların tutarının 120 balya ve 400 sandık civarında olduğu anlaşıldı. Satış işi mayıs 1931 de gerçekleşmişti ama bu olaydan 9 ay önce Ankara’dan gelen bir yazı üzerine komisyon kurularak ve işe yaramaz belgeler ayıklanarak satılması istenmişti. İstenmişti ama kurulan komisyon bir türlü hangi evrakların elden çıkarılacağına karar verememişti. Gelişmeler sonrası TBMM’de Arşiv belgelerinin satılması konusundaki tartışmaya cevap veren Maliye Bakanı’nın şu sözleri sözleri tutanaklara yansımıştı: “Yeni harflerin kabulü münasebetiyle bu evrakın kıymeti tarihiyeye haiz olmayanlarını yakmak mevzubahis oldu. Vekalette düşünüldü ki bunlar imha edileceğine , memleket dahilinde şuraya buraya atılacağına kağıt fabrikalarına satalım dendi”. 

 

Güya burada Maliye Bakanı kendini savunuyor. İstenirse Bulgaristan evrakların hepsini olduğu gibi gönderebilirmiş. Ve satış işlemi sonrası anlaşıldı ki evraklar/belgeler Defterdarlık önünde kurulan baskül/kantar ile tartılmış ve okkasına 3 kuruş 10 para değer biçilmişti. Ve de satılan evrakların miktarı ise 120 balya ve 400 sandık civarında idi. Ağırlığı kantar ölçümleri sonucu 40 ton civarında idi. Özetli Osmanlı döneminden kalan tarih evrakları “kuru ot ve saman fiatına” elden çıkarılmıştı. Bahanesi de hazırdı “Yeni harflerin kabulü münasebetiyle”. TBMM’deki tartışmalar sonrasında kendisini savunan Maliye Bakanı “ mevcut evrak tetkik edilmiş işe yarayanlar ayrılarak yukarı kata konulmuş ve mütebaki (geride kalan) işe yaramayanlar da satımlık için ayrılmıştır”… 

 

KONU HAKKINDA ÖNEMLİ BİR VİDEO HABER İÇİN TIKLAYINIZ

 

 

 

Evrakların tahrip olmasına sebep olan olaylardan bir diğeri de Alman İmparatorunun II. Abdülhamit zamanındaki İstanbul ziyareti sırasında yaşanmıştır. 

 

İmparator, Ayasofya Cami’sini gezerken papaz odalarına da uğrar, buradaki evrakı görür diye, evrak çuvallara doldurularak Cami’ye bitişik olan İmarethane binasına kaldırılmıştır. İmparator gittikten sonra bir kısım evrak papaz odalarına geri getirilmişse de diğerleri rutubetli odalarda bekletilmiş, küf ve kimyevi tesir nedeniyle yazılar çakı ile oyulmuş gibi kâğıtlardan ayrılmış, evrak adeta dantele dönmüştür. 

 

Alıntı:

Anadolu ve Rumeli de çıkan maden ocaklarını gösteren belgelerde Bulgaristan’a satılan evrakların arasında yer almıştır. 

 

Alıntı:

Mayısın on ikinci Salı günü Sultanahmetteki Maliye evrak hazinesinin önünde 

 

(20–30) kadar araba sıralanmış kapının önüne büyük bir baskül konmuş, bir takım çemberlenmiş kâğıtlar tartılıyor ve hamallarla bu arabalara konuluyor ve Sirkeci istasyonuna taşınıyordu. Bu ameliye esnasında bunlardan birçokları da sokaklara dökülüp saçılıyordu. 

 

Bu binanın önünde Sultanahmet tramvay mevkiine kadar olan yol birçok vesikalarla dolmuş ve örtülmüştü. Bilhassa tapu dairesinin önündeki bunlar bir yığın teşkil ediyordu. 

 

Bu sırada bir ses yükseldi. Bu Hazine Bekçisi Bekir Ağanın sesi idi. Yoldan arabalar ile geçen çöpçülere çıkışıyor, vazifelerini yapamadıklarını söylüyor, yol üzerindeki kâğıtları süpürmelerini ihtar ediyordu. 

 

Çöpçülerde cevap veriyor, kâğıtların çokluğundan şikâyet ediyor, akşama kadar çalışsalar bitiremeyeceklerini anlatıyorlardı. 

 

Nihayet çöpçüler bu kâğıtların bir kısmını toplayarak Kumkapı sahillerine atmak üzere kaldırmaya başladılar…” (Son Posta Gazetesi, 4 Haziran 1931) 

 

Alıntı:

Evrakların çok az bir kısmının iade edildiği, Başvekâlet Müdevvenat Müdürü Emrullah Barkın’nın 10.07.1932 tarihinde Başbakanlığa sunduğu rapora da yansımıştır. Barkın Raporunda; 

 

“…Saniyen evrakın satılışı Bulgaristan’a gidişi ve sebebile kıymetine noksan tarihi olmuştur. Satılan evrakın miktarı rivayete göre otuz ton olduğu halde istirdat olunanı ancak 53 çuval derununda azami yedi sekiz ton tutar. Salisen, bu nakliyattan başka gümrük ardıyalarında aylardan beri sürünmesi bir kat daha perişaniye duçar etmiştir. 

 

Rabian, Bunları tetkike memur edilen komisyonda muhtelif edvare ve mütenevvi mevzulara ait olan bu vesikaların tarihan ve ilmen haiz bulunduğu kıymeti tarih Encümeni ve Müze İdaresi erkânına takdir ve tayin ettirmeden satmak gibi büyük bir gaflet eseri göstermiştir. Enderundan çıkarılan ve yüze yakın sandık derununda olarak on beş sene evvel buraya devredilen evrakta maalesef bu kere satılanlar meyanındadır…” demektedir. 

 

Devlet Arşivleri Eski Genel Müdürü, İsmet Binark, 1993 yılında Bulgaristan’a yaptığı ziyarette, 1931 yılında satılan belgelerin bir kısmının tasnif edilerek Cyril ve Methodius kütüphanelerinde saklandığını bizzat görmüştür. İki ülkenin devlet arşivleri arasında işbirliği anlaşmasının da imzalandığı bu ziyarette Binark, Bulgaristan arşivlerinde 1931 yılındaki satışlarla gelen; 

 

- 350 bin gömlek içerisinde 1 milyon belge, 

 

- 700 adet maliye defteri, 

 

- 405 adet icmal ve mufassal tahrir defteri, 

 

- 200 adet şer’iye sicilinin bulunduğunu tespit etmiştir.